Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Yağmuru sevmeyen çiçek olmaz.

Yağmuru sevmeyen çiçek olmaz. __________ Duygularımı kontrol edememem henüz büyümediğimin kanıtı olabilir. Ya da kişiliğimin oturmadığının bir kanıtı. Ya da aptal olduğumun. Hayatı mutlu geçirmenin sırrının sıradanlaşmak olduğuna inanıp başardığım sırada, ruhumda hiç bir belirsizliğe yer bırakmadığım sırada, böyle oyunlar beni üzüyor.  İncelikle oluşturduğum hayat felsefemin bir anda, ve bence oldukça aciz bir sebepten dolayı, yok olması da çok zor bir durum benim için. Heyecanlanıyor muyum, ya da merak ediyor muyum? Evet. Ama aslında ben bunları istemiyorum. Duygusuz bir robot olmak şu an için tek hedefim. Kalp ve aklın çatışması bu olsa gerek.   Kullandığım cümleler ben daha üstünde düşünemeden dilimden bir anda kağıtlara dökülüyor. Sanki beynim dilimi kontrol edemiyormuş gibi. Konuşurken de çok sık olan bu durum beni zor durumlarda bırakabiliyor. Bazen delirdiğimi düşünüyorum. Sonra "Şükür bunu düşebiliyorsam delirmedim" deyip savaşıma devam ediyorum. ...

Aşk nedir sorusuna aciz bir yanıt

Aşk neydi? Aşk onu sevmek miydi? Yoksa o olmak mıydı? Aşk aslında Yaratan a olandı, biz ise yaratılana hissettik bunları. Belki gölgesi gibiydi ama ateş gibi yaktı hepimizi. Ne olduğumuzu bilemeden, o olduk birden. Aslında güzeldi, katlanmayı bilen için. Güzeldi. Ve biraz pişmanlık da vardı işin içinde. O'ndan öncekilere dediğin seni seviyorum'lar yakardı canını. Gerçek sevgiyi bilmediğin zamanlarda ağzından kaçan bir kaç kuru cümleydi hepsi. Aşk ise öyle değildi, değiştirirdi insanı. Dostların ne kadar kötü olduğunu söylese de zevk duyardın "o" olmaktan. Canın yanarken mutluluktan havalara uçabilirdin. Ağlarken gözlerini hatırlayıp bir anda gülebilirdin. Dertler içinde boğulurken onu düşününce huzura kavuşabilirdin. Aşk güzeldi. Aşk mükemmeldi. Ve sana dostlarının söylediği "Onu aslında sevmiyorsun" sözlerine "evet sevmiyorum" demekti. Çünkü sen artık onu sevmezdin. Sen ona aşıktın, ve artık orada sen değil "o" va...

Forget Her

Hep istenilenin olmaması. Hep mutluluğa engel olmam. Bir de unuttuğum sevgi. Yapamazsam beni affedecek misin? Özür dilerim seni çok bekleteceğim. Düşünüyorum da.. Bu aralar hep düşünüyorum. (İstersen senin yerine de düşünebilirim.) Ellerim hep üşüyor bu aralar. Rüyamda kimseyi görmek istemiyorum. Ağlayıp saçlarımı yolmak da.. Ben rüya görmek istemiyorum. Tam kalbimin olduğu yerde bir yanma hissi var doktor bey, ölecek miyim? (Ölmek tek çözüm gelir bazen) Her gece ağlayıp sabah mutlu gözlerle hayata bakabilme yeteneğim.. (Allah belasını verecek) Kelimeleri bir araya getirememem.. (saçmalamanın güzel olması) Acil çıkış var mı beyefendi? Kalbinizde sıkışıp kaldım. Buralar güzel. Ama ben korkarım.  Başım çatlayacak gibi. (Acaba diyorum sigaraya mı başlasam) Sen her baktığında mideme ağrıların girmesi. Yanımdakinden utanmam. İlgisiz görünme çabaları Ve seni anlatışını dinleme mecburiyetim 2 kişinin mutluluğu sana ba...

BULUTLAR ADAM ÖLDÜRMESİN

Analardır adam eden adamı aydınlıklardır önümüzde gider. Sizi de bir ana doğurmadı mı? Analara kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin. Koşuyor altı yaşında bir oğlan, uçurtması geçiyor ağaçlardan, siz de böyle koşmuştunuz bir zaman. Çocuklara kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin. Gelinler aynada saçını tarar, aynanın içinde birini arar. Elbet böyle sizi de aradılar. Gelinlere kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin. İhtiyarlıkta aklına insanın, tatlı anıları gelmeli yalnız. Yazıktır, ihtiyarlara kıymayın, efendiler, siz de ihtiyarsınız. Bulutlar adam öldürmesin. (Şubat 1955)

Geçmiş olsun efendim

Geçmiş olsun efendim rahatsızmışsınız. Kelimeleriniz pek bir solgun, yüzünüzle çok benzer! Kalbiniz veremli Kanınız ise pek bir soğuk ısınamadım size. Bir hasta çorbası yapıyım da içelim beraber ha ne dersiniz? Ben dayanamam sizi öyle görmeye   Kusurlu ellerim belki lezzetli yapamaz çorbayı ama İki güne kaldırır sizi ayağa Bir de ıhlamur demlerim ki şimdi size Hiçbir şeyiniz kalmaz, delikanlılar gibi duramazsınız yerinizde. Mutatabbip değilim ben korkmayın Koca karı derler ilaç yaparım Meraklanmayım almam bir kuruş sizden Fakat bir isteğim var benim de zatıâlinizden Pek büyük bir şey değil elbet O cüzzamlı kalbinizi bırakın bana Kötü bir şey yapmayacağım korkmayın Kuşku duymayın lütfen benden Kalbinizi iyileştirip gideceğim hemen..

Ol(a)mayan sevgilime mektup

Merhaba sevgilim, Herkes gibi başlamak istemiyorum mektubuma. Herkes aynı özlüyor sevdiğini, ben ayrı özlüyorum seni.. Gelmediğin günler hiç yaşanmamış gibi..Gün o kadar hızlı geçiyor ki inan ne yaşadığımı bilmiyorum.Bu yaşımda yaşlanmaya başladım sanırım.2'den 9'a çıkan beyazlarımın başka bir izahı olamaz galiba.. Seni görmek için öyle planlar yapıyorum ki, sanırsın İstanbul'u kuşatacağım..  Gerçekten özlüyorum kalbini. Beni rahatsız eden bir şeyler var bu aralar. İnan ne olduğunu ben de bilmiyorum. Açıklayamıyorum. Mutlu olduğum anlarımda gelip içime oturan bu duygu sayesinde hiçbir şeye mutlu olamıyorum. Öyle acıtıyor ki canımı, fark etmeden kırıyorum insanları.. Beni bu duygu çıkmazından kurtar sevgilim, dayanamıyorum..  Gerçekleri birer tokat gibi yüzüme çarpman da çok acıtıyor.Senin gözlerinde gördüğüm ve bildiğim bir gerçek var aşkım. Artık her şeyi biliyorum.  Sıkma o tatlı canını, bir gün o da seni sever elbet. Ben seviyorum, yetmez mi? diye soramıyorum....

Mırıltı

 Her duyuşunda içini sızlatan bir şarkı mırıldanıyordu. Durmadan aynı şeyleri tekrarlıyor ve şarkıyı daha çok söylemek istiyordu. Belli ki şarkı bir şeyleri anımsatıyordu. Şarkıyı sevmesine rağmen içi sızlıyordu. Hiç durmadan tekrar edebilecek kadar seviyordu. Önünde duran kitaba bir saattir bakıyor ve bu şarkıyı söylüyordu. Bu kez kitap okuyordu onu. Anlatmak isteyeceklerini hiç söze dökmeden yazıyordu kendi sayfalarına..Derdini anlıyordu ama derman olamıyordu. Kitap da hüzünlenmişti. Kızın sesi her dakika daha da kısılıyor ama acısı her saniye daha da artıyordu. Sol elinde tuttuğu kahve fincanı kızın elini ısıtırken soğumuştu. Her hüzünlü anında olduğu gibi yağmur yağmıyordu bu kez. Dışarısı karanlıktı ama ay görünüyordu. Derin bir nefes aldı ve soğumuş kahveden bir yudum içti. Tadını hissetmemişti. Soğuk olduğunun farkında bile değildi. Boğazını temizleyip pencereyi açtı ve mırıldanmaya devam etti. Kitap pür dikkat dinliyordu onu..Her tınıdan duygularını hissediyor ve onları ya...