Ana içeriğe atla

Yağmuru sevmeyen çiçek olmaz.


Yağmuru sevmeyen çiçek olmaz.
__________

Duygularımı kontrol edememem henüz büyümediğimin kanıtı olabilir. Ya da kişiliğimin oturmadığının bir kanıtı.
Ya da aptal olduğumun. Hayatı mutlu geçirmenin sırrının sıradanlaşmak olduğuna inanıp başardığım sırada, ruhumda hiç bir belirsizliğe yer bırakmadığım sırada, böyle oyunlar beni üzüyor.
 İncelikle oluşturduğum hayat felsefemin bir anda, ve bence oldukça aciz bir sebepten dolayı, yok olması da çok zor bir durum benim için. Heyecanlanıyor muyum, ya da merak ediyor muyum? Evet. Ama aslında ben bunları istemiyorum. Duygusuz bir robot olmak şu an için tek hedefim. Kalp ve aklın çatışması bu olsa gerek. 
 Kullandığım cümleler ben daha üstünde düşünemeden dilimden bir anda kağıtlara dökülüyor. Sanki beynim dilimi kontrol edemiyormuş gibi. Konuşurken de çok sık olan bu durum beni zor durumlarda bırakabiliyor. Bazen delirdiğimi düşünüyorum. Sonra "Şükür bunu düşebiliyorsam delirmedim" deyip savaşıma devam ediyorum.
 Peki bundan sonra ne yapmalı? Yani yeni bir devir açılacakken hayatımda, eskiye sıkı sıkıya bağlı kalmamı sağlayacak bu davranışı yapmalı mıyım? Mantıken "Hayır, kesinlikle, sakın!" diye kendimi uyarıp ardından içimdeki susmayan pisliğe küfürler yağdırırken kalbim daha yumuşak başlı davranıyor bu konuda."Ne olacak yap gitsin." deyip araya bencilliği de katıyor "Sen zarar görmezsin, boşver." İşte bunu diyen kalbim olunca bir pislik olmadığıma inanmak zor geliyor. 
 İçimdeki o pislik kendime olan güveni de yıkıyor arada. "Sen kimsin ki?" "Şu halinle ne olabilirsin?" gibi laflarından sonra aynanın karşısına geçip hiçbir cevher göremeyince ona daha çok güveniyor, kendime olan güvenimi ise azaltıyorum. Belki doğru değil bu yaptığım ama bu pisliği haksız çıkaracak bir düşünce sunamayınca kendime, sanırım inanmak bana daha kolay geliyor.
 Bir de içine düştüğüm şu garip duygu var. Henüz ne olduğunu tam çözemedim ama çözersem mutlaka buraya yazacağım. Hani sadece size özel olduğunu düşündüğünüz duygular olur ya bir anlık ya da bir kaç dakikalık, onun gibi bir şey. Sadece biraz daha uzun. Biraz sordum çevremdekilere, böyle bir şey hissediyor musunuz diye. Henüz evet deyip bana ne olduğunu açıklayan olmadı ama bulacağımdan eminim. 
 Hala kafamın içinde "Ne yapmalı" diye sorular dolaşıyor. Bilmiyorum, belki seninde aklın bunlarla meşguldür. Ya da değildir. Bıraktığım gibi misin onu da bilmiyorum. 
 Ahh...İşte bunlar dile getirebildiklerim. Ben sıradan bir insanım. Bunlar da sıradan bir pisliğin iç seslerinden bir kaçı..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

hücre

uzun süreli hapisin ne zaman beraata ereceğini düşünme küçük hücrende ben de varım duvarın gri sıvasına resmederiz başımı göğsüne yaslar masal anlatırım düşen ışıktan ayı izleriz sırtına çıkar koşarız titreyince mevsimi dumandan insanları anlarız gözlerini kapat benimle uzak diyarlara yol alırız hücrende ben de varım yaralarını sararız kabuk bağlayacak ne varsa önce kanatır, sonra saklarız ellerini başına koyar birlikte arınırız belki doymaz belki ağlar belki misafirleri ağırlar, sonra kovarız uzun süreli hapisten beraat alana kadar hücrende ben de varım keşke başka bakabilseydim keşke her rengi görebilir şekilde başlasaydım keşke hiç hapsolmasaydım ama madem burdayım hücrene beni de al ben yalnızlıktan korkarım

kendiyle tanıştı

Kayalıklar var her yerde.Her gün her yerde kayalık görüyorum. Tarlalar kayalarla kaplı, gökyüzü sürekli berrak. Hayatımda görmediğim bir gökyüzü bu. Bazen pencereye sırtımı vermiş çalışırken farketmiyorum, geçiyor. Bazen görme şansım oluyor. Kafamı çeviriyorum. Şans yaratmak bu mu acaba Bugün iki saksı aldım ikisi de koyu gri. Beni seven arkadaşım beni tanımıyor kaç kere farkettim ama görmezden geliyorum. Araya mesafe girdi. Kafalar aynı noktada geçmişti. Geçmişe dayanarak ilerleyen ilişkilerden biri de bu. Malesef tek geçmişli ilişki bu değil. Son yıllarımı yaşadığım arkadaşım artık sevgilim. Yoksa yalnızlıktan delirecektim. Ben kendimi hiç anlatmayarak yaşamışım. Geçen senenin fotoğraflarından bile iğreniyorum. Geçmişime kin doluyum. Daha da eskileri belki bir gün hafızam gider diye saklıyorum. Nasıl bir kinse bu Derdim neden en az kendimle ama en çok da zamanımı o alıyor. Bugün ölmekten korktum. Bugün ölümün neden beni korkuttuğunu anlamadım. İnançlarımı sorguladım. Tuz lambam beni ...

Özet-1

 Yazmaya küstüm. Elimi kaldırmayı bıraktım. Şiddeti reddettim. Düşünmedim. Bunu ise bir kaç gün önce fark ettim. Her zamankinden daha berrak bir zihinle yazacağım. Acıtacak kadar dürüst oldum. Kendi içimde.Hala insanlara göre zevklerimi düzenliyorum. Orası ayrı mesele. Şuan çok berrak düşünüyor gibiyim. Ya da o kadar dumanlıdır ki ben öyle sanıyorum.  İlk ne zaman küstüğüme gelelim. Arada çırpınışlarımı hatırlıyorum. Yeniden doğmaya çalışıp beynimde sürekli kötü şeyleri bir kutuya doldurup uzayda görünmeyecek kadar uzağa gidişini hayal ediyordum.(Bunu bir kitapta okumuştum. Sizi üzen, kıran ya da kafanızı meşgul eden şeyi hayal edip onu bir kutuya koyuyordunuz. Ve hayalinizde uzaya fırlatıp görünmez olana dek onu izliyordunuz. Psikoloji üzerine bu kadar yazı okuduktan sonra bunun aslında yanlış olduğunu düşünmeye başladım şimdi.  5 tl ye aldığım kişisel gelişim kitabında okuduğum bu sorunlarla başa çıkma yöntemi, beni aldatan sevgilimden kurtulmak için işe yaramıştı....