Ana içeriğe atla

Forget Her


Hep istenilenin olmaması.
Hep mutluluğa engel olmam.
Bir de unuttuğum sevgi.
Yapamazsam beni affedecek misin?
Özür dilerim seni çok bekleteceğim.
Düşünüyorum da..
Bu aralar hep düşünüyorum. (İstersen senin yerine de düşünebilirim.)
Ellerim hep üşüyor bu aralar.

Rüyamda kimseyi görmek istemiyorum.
Ağlayıp saçlarımı yolmak da..
Ben rüya görmek istemiyorum.

Tam kalbimin olduğu yerde bir yanma hissi var doktor bey, ölecek miyim?
(Ölmek tek çözüm gelir bazen)

Her gece ağlayıp sabah mutlu gözlerle hayata bakabilme yeteneğim..
(Allah belasını verecek)

Kelimeleri bir araya getirememem..
(saçmalamanın güzel olması)

Acil çıkış var mı beyefendi?
Kalbinizde sıkışıp kaldım.
Buralar güzel.
Ama ben korkarım. 

Başım çatlayacak gibi.
(Acaba diyorum sigaraya mı başlasam)

Sen her baktığında mideme ağrıların girmesi.
Yanımdakinden utanmam.
İlgisiz görünme çabaları
Ve seni anlatışını dinleme mecburiyetim

2 kişinin mutluluğu sana bağlı. Hangisini seçersin? gibi lanet sorular.
Üçümüz de mutsuz olsak gibi son çırpınış cevaplarım.
Anneme soramadığım tüm o aşk hikayeleri..

Babama anlatmak için gerçeğini beklediğim tüm o aşklar.

Aşk ya.. aşk.

Benim biraz kalpsizlik sorunum var doktor bey, ölecek miyim?
Parmaklarımın uyuşması..
Ve tüm o saçma filmlerde salya sümük ağlamam.

Elindeki telefonu parçalama isteğimi zor güç dindirebilmem.
(Hala parçalamayı düşünüyorum)

Benim biraz kıskançlık sorunum var doktor bey, ölecek miyim?
Başkasına değince bakışları içimden çıkan canavar.
Acaba bana kaç gün dayanabilecek?
Ben kıskandığımı söyleyemem doktor bey, ölecek miyim?

Gel biraz Jeff dinleyip ağlayalım bebeğim.
Seni sevdiğimi söylemiş miydim?

Hala doğru kelimeler ortalarda görünmüyor.
Gözlerim dinlenmiyor.
Seni sevdiğimi söylemiş miydim?

Sana sarılmak istiyorum.
Babamın dediklerini sen de der misin bana?
Beni kalbinin içine alıp saklamak isteğini söylerdi 
Sen de söyler misin?

Benim konuşma özrüm var doktor bey, sevebilecek miyim?




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yağmuru sevmeyen çiçek olmaz.

Yağmuru sevmeyen çiçek olmaz. __________ Duygularımı kontrol edememem henüz büyümediğimin kanıtı olabilir. Ya da kişiliğimin oturmadığının bir kanıtı. Ya da aptal olduğumun. Hayatı mutlu geçirmenin sırrının sıradanlaşmak olduğuna inanıp başardığım sırada, ruhumda hiç bir belirsizliğe yer bırakmadığım sırada, böyle oyunlar beni üzüyor.  İncelikle oluşturduğum hayat felsefemin bir anda, ve bence oldukça aciz bir sebepten dolayı, yok olması da çok zor bir durum benim için. Heyecanlanıyor muyum, ya da merak ediyor muyum? Evet. Ama aslında ben bunları istemiyorum. Duygusuz bir robot olmak şu an için tek hedefim. Kalp ve aklın çatışması bu olsa gerek.   Kullandığım cümleler ben daha üstünde düşünemeden dilimden bir anda kağıtlara dökülüyor. Sanki beynim dilimi kontrol edemiyormuş gibi. Konuşurken de çok sık olan bu durum beni zor durumlarda bırakabiliyor. Bazen delirdiğimi düşünüyorum. Sonra "Şükür bunu düşebiliyorsam delirmedim" deyip savaşıma devam ediyorum. ...

Yağmuru sevmiyorum.

 Kardan adamın Güneşe olan aşkını örnek aldım kendime. Her şeyin bana zarar vereceğini bilerek gözlerimi alamıyorum güneşten. Belki rüzgar olsaydın ben de sürüklenirdim seninle. Oysa sen bir okyanus kadar dinginsin. Ben de seçimimi güneşin ardındaki sessizliğe bırakıyorum son kez. Ve son kez tekrardan inanıyorum yok oluşun bir diğer adının 'aşk' konduğuna..  Gittikçe sana benzediğime inanmaya başlıyorum. Kendim olamıyorum artık. Her ne yapsam hoşuma gitmiyor ama eski halime de dönemiyorum. Bir kapı aralanıyor. Ellerimi uzattığımda yüzüme kapanıyor. Ben bu kadar korkunç muyum? sorusuna verecek doğru bir cevap bulamıyorum .    İnanmıyorum. İnanmak istemiyorum.  Kaldırım taşlarını kıskanıyorum. o kadar ezilmelerine rağmen hala birlikteler. Ayrılmıyorlar. Onlardan biri olmayı isterdim.  Sonra bir de yağmurlar var. Hani şu benim hiç sevmediğim hep nefret ettiğim ama ardında bıraktığı kokuya aşık olduğum yağmurlar. Hala sevmiyorum onları. Sırılsıklam ıslan...

O değilde ben silmiştim o yüzü

 Ayak parmaklarımdan tepeme kadar boğuluyorum. Daha derinden ve daha içten.. Bilinçaltımın olağanüstü derinliği kalbimde sakladığım ve unuttuğum acıları bir bir ortaya çıkarıyor geceleri. Ve ben de "geceden nefret edenler" meclisinin bir üyesiyim artık. ______ Bir okyanus ve sonsuz ufuk.. Güneş ışıkları bedenimi sarıyor ve ben içimde paylaşamadığım o duyguyu yeniden hissediyorum. Aldırmıyorum ve masmavi gökyüzü ile masmavi okyanusun birleştiği o sonsuz ufku izlemeye devam ediyorum.. Duygu biraz daha belirginleşiyor ve göğsümü yakmaya devam ediyor oysa ben ardarda okyanusa dalan kuşlara vermeye çalışıyorum dikkatimi. Martı olabilir diyorum içimden.Tam o sırada bir ses duyuyorum. Aslında duymuyorum, görüyorum. Yaklaştıkça bir ışığa dönüşen bu ses bir şekil almaya başlıyor bu sefer. Sonra farkediyorum ki içimdeki o rahatsız edici duygu yoğun bir şekilde bedenimi ele geçirmeye başlıyor. Kurtulmaya çalışıyorum, bağırmak istiyorum ama sesim havada kalıyor. Sanki boşluktaym...