Ana içeriğe atla

Özet-1

 Yazmaya küstüm. Elimi kaldırmayı bıraktım. Şiddeti reddettim. Düşünmedim. Bunu ise bir kaç gün önce fark ettim. Her zamankinden daha berrak bir zihinle yazacağım. Acıtacak kadar dürüst oldum. Kendi içimde.Hala insanlara göre zevklerimi düzenliyorum. Orası ayrı mesele. Şuan çok berrak düşünüyor gibiyim. Ya da o kadar dumanlıdır ki ben öyle sanıyorum.
 İlk ne zaman küstüğüme gelelim. Arada çırpınışlarımı hatırlıyorum. Yeniden doğmaya çalışıp beynimde sürekli kötü şeyleri bir kutuya doldurup uzayda görünmeyecek kadar uzağa gidişini hayal ediyordum.(Bunu bir kitapta okumuştum. Sizi üzen, kıran ya da kafanızı meşgul eden şeyi hayal edip onu bir kutuya koyuyordunuz. Ve hayalinizde uzaya fırlatıp görünmez olana dek onu izliyordunuz. Psikoloji üzerine bu kadar yazı okuduktan sonra bunun aslında yanlış olduğunu düşünmeye başladım şimdi.  5 tl ye aldığım kişisel gelişim kitabında okuduğum bu sorunlarla başa çıkma yöntemi, beni aldatan sevgilimden kurtulmak için işe yaramıştı.  O zamanlar küçüktüm tabi. Nasıl oldu da beni aldattı hatırlamıyorum ama ona kötülüğü öğreten bir çevreye sahip olduğuna inandığım için hemen affetmiştim. O zamanlardaki ben'e hayranım.) İşler ilerleyip hormonlar kendilerini çektikçe ve artık neden sonuç ilişkisi kurmaya başladıkça davranışlarım değişmeye başladı. Zaten sessizdim. Ama daha çok sessizleştim. Fikir belirtmedim. İnsanlar da beni zeki sandı :D Oysa gerçekten düşünmüyordum. Tam bir hayvan gibi işliyordu vücudum. Ailemin kabul ettiklerini onaylıyor reddettiklerini reddediyordum. Nasıl bu hale dönüştüğümü hatırlamıyorum ama. Belki küçük kalp kırıklıklarıyla başlamıştı. Özgüven kaybı, aile problemleri, üstüme vazife olmayan rollere bürünmeye çalışmam fakat altından kalkamamla devam etti. Odamda yerde yazılar yazarak kendimi işe yarar kılmaya çalıştığım zamanları hatırlıyorum. Hiçbiri işe yaramamıştı. Ufak tefek aşk acılarını dile getirip ağlıyordum. Hala o kağıtları bir kesede saklıyorum. Ama o kadar yıl geçmesine rağmen açıp hiçbirini okuyamam. Okurken tebessüm edeceğim zamanın gelmediğini düşünüyorum. Sanırım hala atlatamadım. Evet dürüst olalım. Sevginin bende anlam yitirmesine sebebin bu olduğunu düşünmeye başladım yazarken.  O dönemden sonra kitap okumayı azalttım, yazılarım anlamsız ve sadece güzel görünmesini istediğim yüzüm gibi olmuştu. Zaten bu sitede geriye dönüp baktıkça görebiliyorum. Sorunun aşk olduğunu düşünebilirsiniz ama sorun aşk değildi. Bundan şu anda çok eminim. Sürekli mutsuz hissediyordum ve bu duyguları gerçekten kimseyle paylaşmıyordum. Kendi kendimi yiyor aynı şeyleri sürekli düşünüyor, aynı duygu yumağıyla yola çıkıyor ve başa sarıyordum. Büyümek bu olsa gerek sanırım. Artık o dönemlerin nasıl geçtiğini farkettim. Ama içindeyken çok bunaltıcıydı. Sevgiye açsın fakat verilen hiçbir sevgiyi kabul etmiyorsun. Kendimi sevmiyordum. Kendimi hala çok sevdiğimden emin değilim. Çünkü hala hiçbir sevgiyi kabul etmiyorum.Sislenmeye mi başladı ne buralar? Oysa çok berrak başlamıştık. Biraz ara verelim belki sonraki yazıda hala berrak kalmaya devam edebilirim. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

hücre

uzun süreli hapisin ne zaman beraata ereceğini düşünme küçük hücrende ben de varım duvarın gri sıvasına resmederiz başımı göğsüne yaslar masal anlatırım düşen ışıktan ayı izleriz sırtına çıkar koşarız titreyince mevsimi dumandan insanları anlarız gözlerini kapat benimle uzak diyarlara yol alırız hücrende ben de varım yaralarını sararız kabuk bağlayacak ne varsa önce kanatır, sonra saklarız ellerini başına koyar birlikte arınırız belki doymaz belki ağlar belki misafirleri ağırlar, sonra kovarız uzun süreli hapisten beraat alana kadar hücrende ben de varım keşke başka bakabilseydim keşke her rengi görebilir şekilde başlasaydım keşke hiç hapsolmasaydım ama madem burdayım hücrene beni de al ben yalnızlıktan korkarım

kendiyle tanıştı

Kayalıklar var her yerde.Her gün her yerde kayalık görüyorum. Tarlalar kayalarla kaplı, gökyüzü sürekli berrak. Hayatımda görmediğim bir gökyüzü bu. Bazen pencereye sırtımı vermiş çalışırken farketmiyorum, geçiyor. Bazen görme şansım oluyor. Kafamı çeviriyorum. Şans yaratmak bu mu acaba Bugün iki saksı aldım ikisi de koyu gri. Beni seven arkadaşım beni tanımıyor kaç kere farkettim ama görmezden geliyorum. Araya mesafe girdi. Kafalar aynı noktada geçmişti. Geçmişe dayanarak ilerleyen ilişkilerden biri de bu. Malesef tek geçmişli ilişki bu değil. Son yıllarımı yaşadığım arkadaşım artık sevgilim. Yoksa yalnızlıktan delirecektim. Ben kendimi hiç anlatmayarak yaşamışım. Geçen senenin fotoğraflarından bile iğreniyorum. Geçmişime kin doluyum. Daha da eskileri belki bir gün hafızam gider diye saklıyorum. Nasıl bir kinse bu Derdim neden en az kendimle ama en çok da zamanımı o alıyor. Bugün ölmekten korktum. Bugün ölümün neden beni korkuttuğunu anlamadım. İnançlarımı sorguladım. Tuz lambam beni ...