Yazmaya küstüm. Elimi kaldırmayı bıraktım. Şiddeti reddettim. Düşünmedim. Bunu ise bir kaç gün önce fark ettim. Her zamankinden daha berrak bir zihinle yazacağım. Acıtacak kadar dürüst oldum. Kendi içimde.Hala insanlara göre zevklerimi düzenliyorum. Orası ayrı mesele. Şuan çok berrak düşünüyor gibiyim. Ya da o kadar dumanlıdır ki ben öyle sanıyorum.
İlk ne zaman küstüğüme gelelim. Arada çırpınışlarımı hatırlıyorum. Yeniden doğmaya çalışıp beynimde sürekli kötü şeyleri bir kutuya doldurup uzayda görünmeyecek kadar uzağa gidişini hayal ediyordum.(Bunu bir kitapta okumuştum. Sizi üzen, kıran ya da kafanızı meşgul eden şeyi hayal edip onu bir kutuya koyuyordunuz. Ve hayalinizde uzaya fırlatıp görünmez olana dek onu izliyordunuz. Psikoloji üzerine bu kadar yazı okuduktan sonra bunun aslında yanlış olduğunu düşünmeye başladım şimdi. 5 tl ye aldığım kişisel gelişim kitabında okuduğum bu sorunlarla başa çıkma yöntemi, beni aldatan sevgilimden kurtulmak için işe yaramıştı. O zamanlar küçüktüm tabi. Nasıl oldu da beni aldattı hatırlamıyorum ama ona kötülüğü öğreten bir çevreye sahip olduğuna inandığım için hemen affetmiştim. O zamanlardaki ben'e hayranım.) İşler ilerleyip hormonlar kendilerini çektikçe ve artık neden sonuç ilişkisi kurmaya başladıkça davranışlarım değişmeye başladı. Zaten sessizdim. Ama daha çok sessizleştim. Fikir belirtmedim. İnsanlar da beni zeki sandı :D Oysa gerçekten düşünmüyordum. Tam bir hayvan gibi işliyordu vücudum. Ailemin kabul ettiklerini onaylıyor reddettiklerini reddediyordum. Nasıl bu hale dönüştüğümü hatırlamıyorum ama. Belki küçük kalp kırıklıklarıyla başlamıştı. Özgüven kaybı, aile problemleri, üstüme vazife olmayan rollere bürünmeye çalışmam fakat altından kalkamamla devam etti. Odamda yerde yazılar yazarak kendimi işe yarar kılmaya çalıştığım zamanları hatırlıyorum. Hiçbiri işe yaramamıştı. Ufak tefek aşk acılarını dile getirip ağlıyordum. Hala o kağıtları bir kesede saklıyorum. Ama o kadar yıl geçmesine rağmen açıp hiçbirini okuyamam. Okurken tebessüm edeceğim zamanın gelmediğini düşünüyorum. Sanırım hala atlatamadım. Evet dürüst olalım. Sevginin bende anlam yitirmesine sebebin bu olduğunu düşünmeye başladım yazarken. O dönemden sonra kitap okumayı azalttım, yazılarım anlamsız ve sadece güzel görünmesini istediğim yüzüm gibi olmuştu. Zaten bu sitede geriye dönüp baktıkça görebiliyorum. Sorunun aşk olduğunu düşünebilirsiniz ama sorun aşk değildi. Bundan şu anda çok eminim. Sürekli mutsuz hissediyordum ve bu duyguları gerçekten kimseyle paylaşmıyordum. Kendi kendimi yiyor aynı şeyleri sürekli düşünüyor, aynı duygu yumağıyla yola çıkıyor ve başa sarıyordum. Büyümek bu olsa gerek sanırım. Artık o dönemlerin nasıl geçtiğini farkettim. Ama içindeyken çok bunaltıcıydı. Sevgiye açsın fakat verilen hiçbir sevgiyi kabul etmiyorsun. Kendimi sevmiyordum. Kendimi hala çok sevdiğimden emin değilim. Çünkü hala hiçbir sevgiyi kabul etmiyorum.Sislenmeye mi başladı ne buralar? Oysa çok berrak başlamıştık. Biraz ara verelim belki sonraki yazıda hala berrak kalmaya devam edebilirim.
İlk ne zaman küstüğüme gelelim. Arada çırpınışlarımı hatırlıyorum. Yeniden doğmaya çalışıp beynimde sürekli kötü şeyleri bir kutuya doldurup uzayda görünmeyecek kadar uzağa gidişini hayal ediyordum.(Bunu bir kitapta okumuştum. Sizi üzen, kıran ya da kafanızı meşgul eden şeyi hayal edip onu bir kutuya koyuyordunuz. Ve hayalinizde uzaya fırlatıp görünmez olana dek onu izliyordunuz. Psikoloji üzerine bu kadar yazı okuduktan sonra bunun aslında yanlış olduğunu düşünmeye başladım şimdi. 5 tl ye aldığım kişisel gelişim kitabında okuduğum bu sorunlarla başa çıkma yöntemi, beni aldatan sevgilimden kurtulmak için işe yaramıştı. O zamanlar küçüktüm tabi. Nasıl oldu da beni aldattı hatırlamıyorum ama ona kötülüğü öğreten bir çevreye sahip olduğuna inandığım için hemen affetmiştim. O zamanlardaki ben'e hayranım.) İşler ilerleyip hormonlar kendilerini çektikçe ve artık neden sonuç ilişkisi kurmaya başladıkça davranışlarım değişmeye başladı. Zaten sessizdim. Ama daha çok sessizleştim. Fikir belirtmedim. İnsanlar da beni zeki sandı :D Oysa gerçekten düşünmüyordum. Tam bir hayvan gibi işliyordu vücudum. Ailemin kabul ettiklerini onaylıyor reddettiklerini reddediyordum. Nasıl bu hale dönüştüğümü hatırlamıyorum ama. Belki küçük kalp kırıklıklarıyla başlamıştı. Özgüven kaybı, aile problemleri, üstüme vazife olmayan rollere bürünmeye çalışmam fakat altından kalkamamla devam etti. Odamda yerde yazılar yazarak kendimi işe yarar kılmaya çalıştığım zamanları hatırlıyorum. Hiçbiri işe yaramamıştı. Ufak tefek aşk acılarını dile getirip ağlıyordum. Hala o kağıtları bir kesede saklıyorum. Ama o kadar yıl geçmesine rağmen açıp hiçbirini okuyamam. Okurken tebessüm edeceğim zamanın gelmediğini düşünüyorum. Sanırım hala atlatamadım. Evet dürüst olalım. Sevginin bende anlam yitirmesine sebebin bu olduğunu düşünmeye başladım yazarken. O dönemden sonra kitap okumayı azalttım, yazılarım anlamsız ve sadece güzel görünmesini istediğim yüzüm gibi olmuştu. Zaten bu sitede geriye dönüp baktıkça görebiliyorum. Sorunun aşk olduğunu düşünebilirsiniz ama sorun aşk değildi. Bundan şu anda çok eminim. Sürekli mutsuz hissediyordum ve bu duyguları gerçekten kimseyle paylaşmıyordum. Kendi kendimi yiyor aynı şeyleri sürekli düşünüyor, aynı duygu yumağıyla yola çıkıyor ve başa sarıyordum. Büyümek bu olsa gerek sanırım. Artık o dönemlerin nasıl geçtiğini farkettim. Ama içindeyken çok bunaltıcıydı. Sevgiye açsın fakat verilen hiçbir sevgiyi kabul etmiyorsun. Kendimi sevmiyordum. Kendimi hala çok sevdiğimden emin değilim. Çünkü hala hiçbir sevgiyi kabul etmiyorum.Sislenmeye mi başladı ne buralar? Oysa çok berrak başlamıştık. Biraz ara verelim belki sonraki yazıda hala berrak kalmaya devam edebilirim.
Yorumlar
Yorum Gönder