Aşk neydi?
Aşk onu sevmek miydi?
Yoksa o olmak mıydı?
Aşk aslında Yaratan a olandı, biz ise yaratılana hissettik bunları.
Belki gölgesi gibiydi ama ateş gibi yaktı hepimizi. Ne olduğumuzu bilemeden, o olduk birden.
Aslında güzeldi, katlanmayı bilen için.
Güzeldi.
Ve biraz pişmanlık da vardı işin içinde.
O'ndan öncekilere dediğin seni seviyorum'lar yakardı canını.
Gerçek sevgiyi bilmediğin zamanlarda ağzından kaçan bir kaç kuru cümleydi hepsi.
Aşk ise öyle değildi, değiştirirdi insanı. Dostların ne kadar kötü olduğunu söylese de zevk duyardın "o" olmaktan.
Canın yanarken mutluluktan havalara uçabilirdin.
Ağlarken gözlerini hatırlayıp bir anda gülebilirdin.
Dertler içinde boğulurken onu düşününce huzura kavuşabilirdin.
Aşk güzeldi.
Aşk mükemmeldi.
Ve sana dostlarının söylediği "Onu aslında sevmiyorsun" sözlerine "evet sevmiyorum" demekti.
Çünkü sen artık onu sevmezdin.
Sen ona aşıktın, ve artık orada sen değil "o" vardı, bilmezlerdi.
Takıntı derlerdi, hayranlık derledi; hepsine "evet" deyip geçerdin.
Onlara aşkını anlatmaya ne gerek vardı?
Bilmesinlerdi, Yaratan biliyordu içinin nasıl yandığını, yeterdi.
Ve en güzeli o ateşle mutlu olmayı bilmekti.
Hem de çok mutlu.
Sanıldığı gibi aşk acı getirmezdi, aşk ağlamak değildi, aşk kötü değildi.
Masum olandı, zalimlerin elinde bu hale geldi.
Korumayı bilmedi kimse, bıraktılar kötülüğün içinde.
Oysa aşk emek isterdi, korunmak isterdi, ha deyince bitmemeliydi, hemen kavuşmak istememekti.
Aşkın sonu dokunmaktı.
Ve kimse bilmedi bunu, nefislerinin kör ettiği gözleriyle saldırdılar aşkın üstüne, hepsi bir yara açtı kalbinde ve hissettiği acılarla kötülüğü öğrenen aşk, yakmaya başladı her birimizin içini, acıyı öğretti bize de. Korumayı bilemedi kimse, korumak istemedi belki de.
Şeytan tam da bu sırada yanımızdaydı, öğrendiğin her bir acı için yak onların canını, dedi sen de dinleyip öğrettin başkalarına bu acıyı, ve aşkın kötü hali dağıldı yeryüzüne.
Aslında aşk masumdu, zalimlerin elinde bu hale geldi.
Aşk onu sevmek miydi?
Yoksa o olmak mıydı?
Aşk aslında Yaratan a olandı, biz ise yaratılana hissettik bunları.
Belki gölgesi gibiydi ama ateş gibi yaktı hepimizi. Ne olduğumuzu bilemeden, o olduk birden.
Aslında güzeldi, katlanmayı bilen için.
Güzeldi.
Ve biraz pişmanlık da vardı işin içinde.
O'ndan öncekilere dediğin seni seviyorum'lar yakardı canını.
Gerçek sevgiyi bilmediğin zamanlarda ağzından kaçan bir kaç kuru cümleydi hepsi.
Aşk ise öyle değildi, değiştirirdi insanı. Dostların ne kadar kötü olduğunu söylese de zevk duyardın "o" olmaktan.
Canın yanarken mutluluktan havalara uçabilirdin.
Ağlarken gözlerini hatırlayıp bir anda gülebilirdin.
Dertler içinde boğulurken onu düşününce huzura kavuşabilirdin.
Aşk güzeldi.
Aşk mükemmeldi.
Ve sana dostlarının söylediği "Onu aslında sevmiyorsun" sözlerine "evet sevmiyorum" demekti.
Çünkü sen artık onu sevmezdin.
Sen ona aşıktın, ve artık orada sen değil "o" vardı, bilmezlerdi.
Takıntı derlerdi, hayranlık derledi; hepsine "evet" deyip geçerdin.
Onlara aşkını anlatmaya ne gerek vardı?
Bilmesinlerdi, Yaratan biliyordu içinin nasıl yandığını, yeterdi.
Ve en güzeli o ateşle mutlu olmayı bilmekti.
Hem de çok mutlu.
Sanıldığı gibi aşk acı getirmezdi, aşk ağlamak değildi, aşk kötü değildi.
Masum olandı, zalimlerin elinde bu hale geldi.
Korumayı bilmedi kimse, bıraktılar kötülüğün içinde.
Oysa aşk emek isterdi, korunmak isterdi, ha deyince bitmemeliydi, hemen kavuşmak istememekti.
Aşkın sonu dokunmaktı.
Ve kimse bilmedi bunu, nefislerinin kör ettiği gözleriyle saldırdılar aşkın üstüne, hepsi bir yara açtı kalbinde ve hissettiği acılarla kötülüğü öğrenen aşk, yakmaya başladı her birimizin içini, acıyı öğretti bize de. Korumayı bilemedi kimse, korumak istemedi belki de.
Şeytan tam da bu sırada yanımızdaydı, öğrendiğin her bir acı için yak onların canını, dedi sen de dinleyip öğrettin başkalarına bu acıyı, ve aşkın kötü hali dağıldı yeryüzüne.
Aslında aşk masumdu, zalimlerin elinde bu hale geldi.
Yorumlar
Yorum Gönder