Ana içeriğe atla

Aşk nedir sorusuna aciz bir yanıt

Aşk neydi?

Aşk onu sevmek miydi?

Yoksa o olmak mıydı?

Aşk aslında Yaratan a olandı, biz ise yaratılana hissettik bunları.
Belki gölgesi gibiydi ama ateş gibi yaktı hepimizi. Ne olduğumuzu bilemeden, o olduk birden.
Aslında güzeldi, katlanmayı bilen için.
Güzeldi.
Ve biraz pişmanlık da vardı işin içinde.
O'ndan öncekilere dediğin seni seviyorum'lar yakardı canını.
Gerçek sevgiyi bilmediğin zamanlarda ağzından kaçan bir kaç kuru cümleydi hepsi.

Aşk ise öyle değildi, değiştirirdi insanı. Dostların ne kadar kötü olduğunu söylese de zevk duyardın "o" olmaktan.
Canın yanarken mutluluktan havalara uçabilirdin.
Ağlarken gözlerini hatırlayıp bir anda gülebilirdin.
Dertler içinde boğulurken onu düşününce huzura kavuşabilirdin.

Aşk güzeldi.
Aşk mükemmeldi.

Ve sana dostlarının söylediği "Onu aslında sevmiyorsun" sözlerine "evet sevmiyorum" demekti.
Çünkü sen artık onu sevmezdin.
Sen ona aşıktın, ve artık orada sen değil "o" vardı, bilmezlerdi.
Takıntı derlerdi, hayranlık derledi; hepsine "evet" deyip geçerdin.
Onlara aşkını anlatmaya ne gerek vardı?
Bilmesinlerdi, Yaratan biliyordu içinin nasıl yandığını, yeterdi.

Ve en güzeli o ateşle mutlu olmayı bilmekti.
Hem de çok mutlu.

Sanıldığı gibi aşk acı getirmezdi, aşk ağlamak değildi, aşk kötü değildi.
Masum olandı, zalimlerin elinde bu hale geldi.
Korumayı bilmedi kimse, bıraktılar kötülüğün içinde.
Oysa aşk emek isterdi, korunmak isterdi, ha deyince bitmemeliydi, hemen kavuşmak istememekti.

Aşkın sonu dokunmaktı.

Ve kimse bilmedi bunu, nefislerinin kör ettiği gözleriyle saldırdılar aşkın üstüne, hepsi bir yara açtı kalbinde ve hissettiği acılarla kötülüğü öğrenen aşk, yakmaya başladı her birimizin içini, acıyı öğretti bize de. Korumayı bilemedi kimse, korumak istemedi belki de.
Şeytan tam da bu sırada yanımızdaydı, öğrendiğin her bir acı için yak onların canını, dedi sen de dinleyip öğrettin başkalarına bu acıyı, ve aşkın kötü hali dağıldı yeryüzüne.

Aslında aşk masumdu, zalimlerin elinde bu hale geldi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

hücre

uzun süreli hapisin ne zaman beraata ereceğini düşünme küçük hücrende ben de varım duvarın gri sıvasına resmederiz başımı göğsüne yaslar masal anlatırım düşen ışıktan ayı izleriz sırtına çıkar koşarız titreyince mevsimi dumandan insanları anlarız gözlerini kapat benimle uzak diyarlara yol alırız hücrende ben de varım yaralarını sararız kabuk bağlayacak ne varsa önce kanatır, sonra saklarız ellerini başına koyar birlikte arınırız belki doymaz belki ağlar belki misafirleri ağırlar, sonra kovarız uzun süreli hapisten beraat alana kadar hücrende ben de varım keşke başka bakabilseydim keşke her rengi görebilir şekilde başlasaydım keşke hiç hapsolmasaydım ama madem burdayım hücrene beni de al ben yalnızlıktan korkarım

kendiyle tanıştı

Kayalıklar var her yerde.Her gün her yerde kayalık görüyorum. Tarlalar kayalarla kaplı, gökyüzü sürekli berrak. Hayatımda görmediğim bir gökyüzü bu. Bazen pencereye sırtımı vermiş çalışırken farketmiyorum, geçiyor. Bazen görme şansım oluyor. Kafamı çeviriyorum. Şans yaratmak bu mu acaba Bugün iki saksı aldım ikisi de koyu gri. Beni seven arkadaşım beni tanımıyor kaç kere farkettim ama görmezden geliyorum. Araya mesafe girdi. Kafalar aynı noktada geçmişti. Geçmişe dayanarak ilerleyen ilişkilerden biri de bu. Malesef tek geçmişli ilişki bu değil. Son yıllarımı yaşadığım arkadaşım artık sevgilim. Yoksa yalnızlıktan delirecektim. Ben kendimi hiç anlatmayarak yaşamışım. Geçen senenin fotoğraflarından bile iğreniyorum. Geçmişime kin doluyum. Daha da eskileri belki bir gün hafızam gider diye saklıyorum. Nasıl bir kinse bu Derdim neden en az kendimle ama en çok da zamanımı o alıyor. Bugün ölmekten korktum. Bugün ölümün neden beni korkuttuğunu anlamadım. İnançlarımı sorguladım. Tuz lambam beni ...

Özet-1

 Yazmaya küstüm. Elimi kaldırmayı bıraktım. Şiddeti reddettim. Düşünmedim. Bunu ise bir kaç gün önce fark ettim. Her zamankinden daha berrak bir zihinle yazacağım. Acıtacak kadar dürüst oldum. Kendi içimde.Hala insanlara göre zevklerimi düzenliyorum. Orası ayrı mesele. Şuan çok berrak düşünüyor gibiyim. Ya da o kadar dumanlıdır ki ben öyle sanıyorum.  İlk ne zaman küstüğüme gelelim. Arada çırpınışlarımı hatırlıyorum. Yeniden doğmaya çalışıp beynimde sürekli kötü şeyleri bir kutuya doldurup uzayda görünmeyecek kadar uzağa gidişini hayal ediyordum.(Bunu bir kitapta okumuştum. Sizi üzen, kıran ya da kafanızı meşgul eden şeyi hayal edip onu bir kutuya koyuyordunuz. Ve hayalinizde uzaya fırlatıp görünmez olana dek onu izliyordunuz. Psikoloji üzerine bu kadar yazı okuduktan sonra bunun aslında yanlış olduğunu düşünmeye başladım şimdi.  5 tl ye aldığım kişisel gelişim kitabında okuduğum bu sorunlarla başa çıkma yöntemi, beni aldatan sevgilimden kurtulmak için işe yaramıştı....