Ana içeriğe atla

Ol(a)mayan sevgilime mektup

Merhaba sevgilim,
Herkes gibi başlamak istemiyorum mektubuma. Herkes aynı özlüyor sevdiğini, ben ayrı özlüyorum seni..
Gelmediğin günler hiç yaşanmamış gibi..Gün o kadar hızlı geçiyor ki inan ne yaşadığımı bilmiyorum.Bu yaşımda yaşlanmaya başladım sanırım.2'den 9'a çıkan beyazlarımın başka bir izahı olamaz galiba..
Seni görmek için öyle planlar yapıyorum ki, sanırsın İstanbul'u kuşatacağım..
 Gerçekten özlüyorum kalbini.
Beni rahatsız eden bir şeyler var bu aralar. İnan ne olduğunu ben de bilmiyorum. Açıklayamıyorum. Mutlu olduğum anlarımda gelip içime oturan bu duygu sayesinde hiçbir şeye mutlu olamıyorum. Öyle acıtıyor ki canımı, fark etmeden kırıyorum insanları..
Beni bu duygu çıkmazından kurtar sevgilim, dayanamıyorum..
 Gerçekleri birer tokat gibi yüzüme çarpman da çok acıtıyor.Senin gözlerinde gördüğüm ve bildiğim bir gerçek var aşkım.
Artık her şeyi biliyorum.
 Sıkma o tatlı canını, bir gün o da seni sever elbet. Ben seviyorum, yetmez mi? diye soramıyorum. Cevabının "yetmez" olacağını iyi biliyorum.
 Biliyorum yine kendimi küçümsemek yakışmıyor bana..
Bana cevap yazarsın olmaz mı? Beni ne kadar çok sevdiğini anlatırsın ben de inanırım. Gerçekleri görene kadar yalanın hiç bir zararı olmaz bana.Yoksa yanlış mı düşünüyorum? Yanlış biliyorsam doğrusunu bana sen anlatırsın..
Beni sensiz koyma olur mu?
Seni seviyorum.


umarım pişman olmazsın yaptıklarından güçlü adam. Ben çok pişmanım.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yağmuru sevmeyen çiçek olmaz.

Yağmuru sevmeyen çiçek olmaz. __________ Duygularımı kontrol edememem henüz büyümediğimin kanıtı olabilir. Ya da kişiliğimin oturmadığının bir kanıtı. Ya da aptal olduğumun. Hayatı mutlu geçirmenin sırrının sıradanlaşmak olduğuna inanıp başardığım sırada, ruhumda hiç bir belirsizliğe yer bırakmadığım sırada, böyle oyunlar beni üzüyor.  İncelikle oluşturduğum hayat felsefemin bir anda, ve bence oldukça aciz bir sebepten dolayı, yok olması da çok zor bir durum benim için. Heyecanlanıyor muyum, ya da merak ediyor muyum? Evet. Ama aslında ben bunları istemiyorum. Duygusuz bir robot olmak şu an için tek hedefim. Kalp ve aklın çatışması bu olsa gerek.   Kullandığım cümleler ben daha üstünde düşünemeden dilimden bir anda kağıtlara dökülüyor. Sanki beynim dilimi kontrol edemiyormuş gibi. Konuşurken de çok sık olan bu durum beni zor durumlarda bırakabiliyor. Bazen delirdiğimi düşünüyorum. Sonra "Şükür bunu düşebiliyorsam delirmedim" deyip savaşıma devam ediyorum. ...

Yağmuru sevmiyorum.

 Kardan adamın Güneşe olan aşkını örnek aldım kendime. Her şeyin bana zarar vereceğini bilerek gözlerimi alamıyorum güneşten. Belki rüzgar olsaydın ben de sürüklenirdim seninle. Oysa sen bir okyanus kadar dinginsin. Ben de seçimimi güneşin ardındaki sessizliğe bırakıyorum son kez. Ve son kez tekrardan inanıyorum yok oluşun bir diğer adının 'aşk' konduğuna..  Gittikçe sana benzediğime inanmaya başlıyorum. Kendim olamıyorum artık. Her ne yapsam hoşuma gitmiyor ama eski halime de dönemiyorum. Bir kapı aralanıyor. Ellerimi uzattığımda yüzüme kapanıyor. Ben bu kadar korkunç muyum? sorusuna verecek doğru bir cevap bulamıyorum .    İnanmıyorum. İnanmak istemiyorum.  Kaldırım taşlarını kıskanıyorum. o kadar ezilmelerine rağmen hala birlikteler. Ayrılmıyorlar. Onlardan biri olmayı isterdim.  Sonra bir de yağmurlar var. Hani şu benim hiç sevmediğim hep nefret ettiğim ama ardında bıraktığı kokuya aşık olduğum yağmurlar. Hala sevmiyorum onları. Sırılsıklam ıslan...

O değilde ben silmiştim o yüzü

 Ayak parmaklarımdan tepeme kadar boğuluyorum. Daha derinden ve daha içten.. Bilinçaltımın olağanüstü derinliği kalbimde sakladığım ve unuttuğum acıları bir bir ortaya çıkarıyor geceleri. Ve ben de "geceden nefret edenler" meclisinin bir üyesiyim artık. ______ Bir okyanus ve sonsuz ufuk.. Güneş ışıkları bedenimi sarıyor ve ben içimde paylaşamadığım o duyguyu yeniden hissediyorum. Aldırmıyorum ve masmavi gökyüzü ile masmavi okyanusun birleştiği o sonsuz ufku izlemeye devam ediyorum.. Duygu biraz daha belirginleşiyor ve göğsümü yakmaya devam ediyor oysa ben ardarda okyanusa dalan kuşlara vermeye çalışıyorum dikkatimi. Martı olabilir diyorum içimden.Tam o sırada bir ses duyuyorum. Aslında duymuyorum, görüyorum. Yaklaştıkça bir ışığa dönüşen bu ses bir şekil almaya başlıyor bu sefer. Sonra farkediyorum ki içimdeki o rahatsız edici duygu yoğun bir şekilde bedenimi ele geçirmeye başlıyor. Kurtulmaya çalışıyorum, bağırmak istiyorum ama sesim havada kalıyor. Sanki boşluktaym...