Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

O değilde ben silmiştim o yüzü

 Ayak parmaklarımdan tepeme kadar boğuluyorum. Daha derinden ve daha içten.. Bilinçaltımın olağanüstü derinliği kalbimde sakladığım ve unuttuğum acıları bir bir ortaya çıkarıyor geceleri. Ve ben de "geceden nefret edenler" meclisinin bir üyesiyim artık. ______ Bir okyanus ve sonsuz ufuk.. Güneş ışıkları bedenimi sarıyor ve ben içimde paylaşamadığım o duyguyu yeniden hissediyorum. Aldırmıyorum ve masmavi gökyüzü ile masmavi okyanusun birleştiği o sonsuz ufku izlemeye devam ediyorum.. Duygu biraz daha belirginleşiyor ve göğsümü yakmaya devam ediyor oysa ben ardarda okyanusa dalan kuşlara vermeye çalışıyorum dikkatimi. Martı olabilir diyorum içimden.Tam o sırada bir ses duyuyorum. Aslında duymuyorum, görüyorum. Yaklaştıkça bir ışığa dönüşen bu ses bir şekil almaya başlıyor bu sefer. Sonra farkediyorum ki içimdeki o rahatsız edici duygu yoğun bir şekilde bedenimi ele geçirmeye başlıyor. Kurtulmaya çalışıyorum, bağırmak istiyorum ama sesim havada kalıyor. Sanki boşluktaym...

Bana şiir yazar mısın?

Uzun yazamıyorum. Sevdiğim şarkılardan da çok çabuk sıkılıyorum. Kişilerin karakter analizlerini yapmak istemiyorum ama kendime engel olamıyorum. Yanlış anlamayın ben kötü biri değilim. Tamamen mutsuz değilim. Sabırsızım elbette bunu biliyorum. Sadece adına şiir yazılan biri olmak istiyorum. Ve tüm o şiirlerin sonunda senin imzanın olmasını.. ____________ Ve bu da Nazım Hikmet in bir diğer şiiri.. (Erkekler! Biraz örnek alın :)) Hoş geldin kadınım benim, hoş geldin, yorulmuşsundur; Nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını, Ne gül suyum, ne gümüş leğenim var, susamışsındır; Buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim, acıkmışsındır; Beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam, Memleket gibi yoksuldur odam. Hoş geldin kadınım benim, hoş geldin; Ayağını bastın odama, Kırk yıllık beton çayır çimen şimdi, Güldün , güller açıldı penceremin demirlerinde, Ağladın, avuçlarıma döküldü inciler, Gönlüm gibi zengin, Hürriyet gibi aydınlık oldu odam. Hoş geldin kadınım benim, ho...

Yağmuru sevmiyorum.

 Kardan adamın Güneşe olan aşkını örnek aldım kendime. Her şeyin bana zarar vereceğini bilerek gözlerimi alamıyorum güneşten. Belki rüzgar olsaydın ben de sürüklenirdim seninle. Oysa sen bir okyanus kadar dinginsin. Ben de seçimimi güneşin ardındaki sessizliğe bırakıyorum son kez. Ve son kez tekrardan inanıyorum yok oluşun bir diğer adının 'aşk' konduğuna..  Gittikçe sana benzediğime inanmaya başlıyorum. Kendim olamıyorum artık. Her ne yapsam hoşuma gitmiyor ama eski halime de dönemiyorum. Bir kapı aralanıyor. Ellerimi uzattığımda yüzüme kapanıyor. Ben bu kadar korkunç muyum? sorusuna verecek doğru bir cevap bulamıyorum .    İnanmıyorum. İnanmak istemiyorum.  Kaldırım taşlarını kıskanıyorum. o kadar ezilmelerine rağmen hala birlikteler. Ayrılmıyorlar. Onlardan biri olmayı isterdim.  Sonra bir de yağmurlar var. Hani şu benim hiç sevmediğim hep nefret ettiğim ama ardında bıraktığı kokuya aşık olduğum yağmurlar. Hala sevmiyorum onları. Sırılsıklam ıslan...

Kocaman bir hayal

Hayalimde bir deniz Kalbimden daha berrak Kulaklarımda sevdiğim notalar Kalbimde aşık olduğum adam Dolunaydan da güzel Düşüncelerimden de Hayalimde bir deniz Yıldızların süslediği bir tavan Minicik bir ev var Bahçesinde bir köpek Okaliptüs ağaçlarıyla dolu Kocaman dallar arasında Minicik bir salıncak var Bir de sen varsın Kulaklarımda sevdiğim notalar Bu aralar fikrimde Kocaman bir hayal var

Sen de yalnız olsan?

 Yapılan yanlışların ardından daldım eski günlere ve özlemle andım çocukluğumu.. Ne kadar saf ve temiz olduğumu üzüntüyle anımsadım.Neden kirlenmişti bilmiyorum ama o kirli kalbin içinde bulunan ufacık saf sevgiyi çok özledim. Aşktan bahsetmiyorum sevgiden bahsediyorum. Annemde hala olduğunu hissettiğim ve direndiğim sevgiden. Gelen dertlere karşılık yitirilen duygular üzerine bir robotum artık. Duygusuz. Sevgisiz. Aşksız. Ama özleyen. "Neden bilmiyorum" deyip kafamın içinde beynimi kemiren bir solucan var. Sabahlara kadar uykusuz kalmıyorum  ama rüyalarımda seninle savaşıyorum. Sanırım bu daha kötüsü. Her sabah rüyayı yorumluyorum sonra da beynime küfrediyorum. Bilinçaltım olmak zorunda mısın? Gözlerimde pırıltısı olan bir duygu var. Kalbimde çokça ağrıya sebep olan. Peki bulutlar neden örter maviyi? Senin gözlerine yazık oldu, sevmeyişinin ardından benim için griler artık. Yağmurdan nefret ediyorum. Kötüler üzülmeyi bilmezdi hani? Ben neden üzülüyoru...

Senin için bir şeyler karaladım.

 Özgüvenimden değil, acımdan yazıyorum. Eksik kalanları tamamlamak için. Bir de kendimi yitirmek.. (oysa ne çok da istemiştim bir şeylere yaramayı) Senin için bir şeyler karaladım yine, olmadı. Bir şiir yazdım ben (de) ama sana yollayamadım. (Sen şiir sevmezsin değil mi? Ama yazarsın, biliyorum. O yüzden okuma bu şiirimi!) Sana şiir yazmak istedim Kalbimde kalanlarla Dilimden akanları Yahut doldurmak kalbimdeki boşlukları Dualar dilimden düşmüyor! Bir merhamet kaldı yüreğimde Onu da ağırlamaya çekinir oldum Ağlamak istiyorum! Sonsuz kere saymak adını Gözlerin, Bilir miydin ne güzel olduklarını Canını verebilecek birisini aldattığını Canını yaktığını Umursamadığı Bağırdığımı o tüm kötüler adına Diğer kalan ne varsa unuttuğumu Ve sildiğimi tüm dostlarımı Elbette bilmezsin. Son bir cümle yazdım senin için Bekletiyorum odamdaki kitaplıkta Sen gelene kadar üşüyecek eminim Ne olur çabuk gel Üşümesin yüreğim.. _________________  Şimdi sana yazdığ...

Bir kelime ne güzelde son verir her şeye

Kadın ne kadar bıksa da vazgeçemiyordu adamdan. Sanki hayata bağlayan oydu. Sanki gitse bir anda tükenecekti sevgiye olan inancı..Zaten zor inanmıştı ve kaybetmekten korkuyordu.Kendinden korkuyordu.Çünkü biliyordu ki inancını yitirince artık o eskisi gibi olamayacaktı.Korkuyordu kendinden ve onun gitmesinden.. İstemediği ne kadar olay varsa başına geliyordu kadının. Sevmediği ne kadar ot varsa burnunun ucundaydı. Oysa o fazla bir şey istemiyordu.Bir yürek istiyordu, olmadı. Ama bıkmadı kadın çünkü inancı vardı hala.Umutları vardı, aşkı vardı, sevgisi vardı, kalbi vardı. Ama kimse onu anlamadı. Anlıyorum diyenlere git başımdan diyemedi. Çünkü yalnızlığı sevmiyordu. Çünkü yalnızlık Tanrı ya mahsustu. Çünkü o adamı istiyordu. Gitmesin istedi, bitmesin. Var olan inancım ölünceye kadar bana yoldaşlık etsin.Adama inanıyordu kadın. Onun bir kalbi olduğunu biliyordu, bir gün bu satırları okuyacaktı ve onu çok sevdiğini söyleyecekti. Ya da öyle umuyordu kadın. Vazgeçemedi çünkü hayata bağlay...