Cümleler döküldükçe sayfaya ve doğru kelimeler
bulamadıkça birbirini –tıpkı sen ve ben gibi- ben de kaybediyorum kendimi,
dudaklarında çalan notasız bir ıslık gibi.
Ben kim olabilirim ki?
Rotasız ruhum sen nereye döndürürsen dümeni
oraya uçar oldu. Biliyorum kendimi küçümsemek yakışmıyor bana ama sen
gelmediğinden beri bir zavallı oldu bedenim. Ellerimse artık sana uzanamayacak
kadar çelimsiz. Çelimsiz olan sadece ellerim değil. Kalbim de öyle. Ve artık
gereksiz bir başı omuzlarımın üzerinde taşıyorum.
Ve şimdi, ve yarın..
Bir rüzgâr giriyor içeriye sanki ‘beni ısıt’
der gibi. Oysa sana uzattığım kollarımı geri çevirdiğinden beri kimseye
sarılmadım ben.
Bir avuç dolusu acı, çelimsiz bir yürek, bir
yürek yükü rüzgâr ve dümeni senin ellerinde olan ruhum.
Ha bir de ‘Sen gittiğinden beri..’ diye
başlayan bir cümle kuramadım hiç.
Gelmiş miydin ki bana, gidesin?!
Yorumlar
Yorum Gönder