Ana içeriğe atla

Kayıtlar

n'aber

kalbindeki darağacına kendimi astım ağaca çıktım, ipi doladım çevirdim 7 kere  urganı geçirdim kederden boynuma ulaştı hemen atladım ayaklarım yere değmedi gözlerim de seni görmemişti zaten ben senin kalbinde hayattan kaldım
En son yayınlar

hücre

uzun süreli hapisin ne zaman beraata ereceğini düşünme küçük hücrende ben de varım duvarın gri sıvasına resmederiz başımı göğsüne yaslar masal anlatırım düşen ışıktan ayı izleriz sırtına çıkar koşarız titreyince mevsimi dumandan insanları anlarız gözlerini kapat benimle uzak diyarlara yol alırız hücrende ben de varım yaralarını sararız kabuk bağlayacak ne varsa önce kanatır, sonra saklarız ellerini başına koyar birlikte arınırız belki doymaz belki ağlar belki misafirleri ağırlar, sonra kovarız uzun süreli hapisten beraat alana kadar hücrende ben de varım keşke başka bakabilseydim keşke her rengi görebilir şekilde başlasaydım keşke hiç hapsolmasaydım ama madem burdayım hücrene beni de al ben yalnızlıktan korkarım

kendiyle tanıştı

Kayalıklar var her yerde.Her gün her yerde kayalık görüyorum. Tarlalar kayalarla kaplı, gökyüzü sürekli berrak. Hayatımda görmediğim bir gökyüzü bu. Bazen pencereye sırtımı vermiş çalışırken farketmiyorum, geçiyor. Bazen görme şansım oluyor. Kafamı çeviriyorum. Şans yaratmak bu mu acaba Bugün iki saksı aldım ikisi de koyu gri. Beni seven arkadaşım beni tanımıyor kaç kere farkettim ama görmezden geliyorum. Araya mesafe girdi. Kafalar aynı noktada geçmişti. Geçmişe dayanarak ilerleyen ilişkilerden biri de bu. Malesef tek geçmişli ilişki bu değil. Son yıllarımı yaşadığım arkadaşım artık sevgilim. Yoksa yalnızlıktan delirecektim. Ben kendimi hiç anlatmayarak yaşamışım. Geçen senenin fotoğraflarından bile iğreniyorum. Geçmişime kin doluyum. Daha da eskileri belki bir gün hafızam gider diye saklıyorum. Nasıl bir kinse bu Derdim neden en az kendimle ama en çok da zamanımı o alıyor. Bugün ölmekten korktum. Bugün ölümün neden beni korkuttuğunu anlamadım. İnançlarımı sorguladım. Tuz lambam beni ...

Konuş tekil kişi

 Erik ağacını sevince beni de sevdiler. Düz çizgi çekemeyince noktalarla çizdim. Ellerim daha güçlendi yumruk yaptım. Beynimin içinde yolculuğa çıktım, döşedim duvarlarını, tabu yaptım, tabuya taptım. Suyun önüne köprü kestim, yüz rengi birbirine kattım. Yüzüne kattım. Kırk bayırdan hangisine boyandım, hangisi renksiz kaldı sormadım. Alçak sesle bağırdım: "Renklerle güzel değil miyim?" Çok mu geride kaldım? Sevmediğim kelimeleri yüksek sesle bağırdım. "Merhamet" bende yok. "Zalim" tanımıyorum. "zan" Onun da hüsnü yok.   "  Keyfim pek yok yine. Ulaşmak istediklerimize ulaşamamak, yapmak istediklerimizi yapamamak, deneyip her şeyi bir anda yıkmak. Kafam bunlarla dolu ve ben hepsinin içine hapsolmuş durumdayım. Keyfimi yerine getiren tek şey kitaplar. Bu aralar gerçekleştirdiğim tek eylem galiba okumak. Ama mutlu olduğum tek zaman kitaplarımla baş başa kaldığım saatler sanırım.    Sanki kurmak istediğim dünyaya açılan kapılar gibiler." Her...

Karar Vermek

Enerji halkası içerisinde bekleyen daireler. Neler alabilirlerdi, oradan, buradan, şuradan ya da yanından? Kendi enerjileri kendilerine yetmez miydi  ya da başkalarınınki kendi devasa güçlerini görmezden gelmelerine mi sebep oldu? Birlikte dans ettiklerinde kocaman bir patlatma yaratabileceklerini ne zaman fark ettiler? Bir mentora mı ihtiyaçları vardı? "Gözlerini kırptı. Ben tam da şu an da varım bak..." Mentora değil de ya kendilerine ihtiyaçları varsa? Birbirlerine değil de kendilerine sarılsalardı? Big bang yeniden mi doğardı? "Ellerimi kutuya götürdüm. Her birini hızlıca kutuya attım. Hem de hiç düşünmeden. "Gitmeyi bu kadar mı istiyorsun?" "Hayır kalmaktan korkuyorum." Oysa kendi ışığını ara sıra görüyordu orada burada şurada. Fakat gözleri körleşsin istiyordu. Gözlerim kör olsun. Kör olsun ki görmeyeyim. Kör olsun ki kendimi daha çok kesebileyim.Bu nefreti nereden geliyordu? " Hızlı adımlarla özür dilemeye gittiğinde kutuyu ner...

Özet-1

 Yazmaya küstüm. Elimi kaldırmayı bıraktım. Şiddeti reddettim. Düşünmedim. Bunu ise bir kaç gün önce fark ettim. Her zamankinden daha berrak bir zihinle yazacağım. Acıtacak kadar dürüst oldum. Kendi içimde.Hala insanlara göre zevklerimi düzenliyorum. Orası ayrı mesele. Şuan çok berrak düşünüyor gibiyim. Ya da o kadar dumanlıdır ki ben öyle sanıyorum.  İlk ne zaman küstüğüme gelelim. Arada çırpınışlarımı hatırlıyorum. Yeniden doğmaya çalışıp beynimde sürekli kötü şeyleri bir kutuya doldurup uzayda görünmeyecek kadar uzağa gidişini hayal ediyordum.(Bunu bir kitapta okumuştum. Sizi üzen, kıran ya da kafanızı meşgul eden şeyi hayal edip onu bir kutuya koyuyordunuz. Ve hayalinizde uzaya fırlatıp görünmez olana dek onu izliyordunuz. Psikoloji üzerine bu kadar yazı okuduktan sonra bunun aslında yanlış olduğunu düşünmeye başladım şimdi.  5 tl ye aldığım kişisel gelişim kitabında okuduğum bu sorunlarla başa çıkma yöntemi, beni aldatan sevgilimden kurtulmak için işe yaramıştı....

Depresyona Meyilli İnsan

Zayıflamış yüzü, çehresi, Bir de ruhu Çok yemiş beyni erimiş, Kaçmak istedi tuttu  ceketi gitti Grilerin tonları gözüne kalem çekti Belki buğday sarısı belki gözün bebeği Hangisi ona ağıt yaktı Sağ eller yazmaktan yoruldu İş solaklara kaldı Neler söyleyeceğiz gökyüzüne Neler söyleyeceksin var olan Sırtım kambur kalbim yok Boşluk ama gerek yok Sevmediğimde kendimi hala şiir yazıyorum Bugünlerde biraz intihar düşünüyorum Açabilmek için kalbini bir ceviz kıracağı Bastırırken ağrımış sağ elimin kenarı Bir de sağdan ikinci parmak Kalemi artık onunla tutuyorum Yazım değişiyor Ben aynı Bir beyin bulamacı Utanç Utanç Utan