Ana içeriğe atla

Karar Vermek

Enerji halkası içerisinde bekleyen daireler. Neler alabilirlerdi, oradan, buradan, şuradan ya da yanından? Kendi enerjileri kendilerine yetmez miydi  ya da başkalarınınki kendi devasa güçlerini görmezden gelmelerine mi sebep oldu? Birlikte dans ettiklerinde kocaman bir patlatma yaratabileceklerini ne zaman fark ettiler? Bir mentora mı ihtiyaçları vardı?

"Gözlerini kırptı. Ben tam da şu an da varım bak..."

Mentora değil de ya kendilerine ihtiyaçları varsa? Birbirlerine değil de kendilerine sarılsalardı? Big bang yeniden mi doğardı?

"Ellerimi kutuya götürdüm. Her birini hızlıca kutuya attım. Hem de hiç düşünmeden.
"Gitmeyi bu kadar mı istiyorsun?"
"Hayır kalmaktan korkuyorum."

Oysa kendi ışığını ara sıra görüyordu orada burada şurada. Fakat gözleri körleşsin istiyordu. Gözlerim kör olsun. Kör olsun ki görmeyeyim. Kör olsun ki kendimi daha çok kesebileyim.Bu nefreti nereden geliyordu?

"Hızlı adımlarla özür dilemeye gittiğinde kutuyu nereye koysa bilemedi."
"Ben teşekkür ederim. Her şey için. Ama ait olmadığım yerde daha fazla kalamazdım. Bana o kadar çok şey kattın ki."
İstemsizce ağladı. Karşıdaki onun yumuşak kalpli olduğunu düşündü. Yönetilebilir olduğunu. Yöneteceğini.Hep öyle olmuştu çünkü. Sorunların olmadığına ikna etmişti karşıdakini..
Sorunlarını paylaşamayan bir insan olduğunu biliyordu. Ama o yumuşak kalpliydi değil mi?
"Ben hep nefret ettim. Buradan, yaptıklarımdan. Olmadığım gibi yapmaktan."

Kesikleri hep vardı. O böyle doğmuştu. Ve kendi ellerini kendi tutmuştu. İnatçılığı çocukken bıraktım sandı. Ama hep bir yanına akıtmıştı bunu. Kendi göremediği yanına. Kör alanına.

"Peki gidersen ne olacak?"
"Bilmiyorum, bir hiçliğe gideceğim."
Hiçlik çok keskin. Tamamen elle tutulabilir. Tamamen hissedilebilir, görülebilir. Ben bunu görebilirim. Ama gözlerim alışınca karanlığa, yavaş yavaş."

Ve işte o zaman her şey için geç kalmış olurum. 

"Kendimi cezalandırmayı ne zaman bırakacağım?"

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yağmuru sevmeyen çiçek olmaz.

Yağmuru sevmeyen çiçek olmaz. __________ Duygularımı kontrol edememem henüz büyümediğimin kanıtı olabilir. Ya da kişiliğimin oturmadığının bir kanıtı. Ya da aptal olduğumun. Hayatı mutlu geçirmenin sırrının sıradanlaşmak olduğuna inanıp başardığım sırada, ruhumda hiç bir belirsizliğe yer bırakmadığım sırada, böyle oyunlar beni üzüyor.  İncelikle oluşturduğum hayat felsefemin bir anda, ve bence oldukça aciz bir sebepten dolayı, yok olması da çok zor bir durum benim için. Heyecanlanıyor muyum, ya da merak ediyor muyum? Evet. Ama aslında ben bunları istemiyorum. Duygusuz bir robot olmak şu an için tek hedefim. Kalp ve aklın çatışması bu olsa gerek.   Kullandığım cümleler ben daha üstünde düşünemeden dilimden bir anda kağıtlara dökülüyor. Sanki beynim dilimi kontrol edemiyormuş gibi. Konuşurken de çok sık olan bu durum beni zor durumlarda bırakabiliyor. Bazen delirdiğimi düşünüyorum. Sonra "Şükür bunu düşebiliyorsam delirmedim" deyip savaşıma devam ediyorum. ...

Forget Her

Hep istenilenin olmaması. Hep mutluluğa engel olmam. Bir de unuttuğum sevgi. Yapamazsam beni affedecek misin? Özür dilerim seni çok bekleteceğim. Düşünüyorum da.. Bu aralar hep düşünüyorum. (İstersen senin yerine de düşünebilirim.) Ellerim hep üşüyor bu aralar. Rüyamda kimseyi görmek istemiyorum. Ağlayıp saçlarımı yolmak da.. Ben rüya görmek istemiyorum. Tam kalbimin olduğu yerde bir yanma hissi var doktor bey, ölecek miyim? (Ölmek tek çözüm gelir bazen) Her gece ağlayıp sabah mutlu gözlerle hayata bakabilme yeteneğim.. (Allah belasını verecek) Kelimeleri bir araya getirememem.. (saçmalamanın güzel olması) Acil çıkış var mı beyefendi? Kalbinizde sıkışıp kaldım. Buralar güzel. Ama ben korkarım.  Başım çatlayacak gibi. (Acaba diyorum sigaraya mı başlasam) Sen her baktığında mideme ağrıların girmesi. Yanımdakinden utanmam. İlgisiz görünme çabaları Ve seni anlatışını dinleme mecburiyetim 2 kişinin mutluluğu sana ba...

BULUTLAR ADAM ÖLDÜRMESİN

Analardır adam eden adamı aydınlıklardır önümüzde gider. Sizi de bir ana doğurmadı mı? Analara kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin. Koşuyor altı yaşında bir oğlan, uçurtması geçiyor ağaçlardan, siz de böyle koşmuştunuz bir zaman. Çocuklara kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin. Gelinler aynada saçını tarar, aynanın içinde birini arar. Elbet böyle sizi de aradılar. Gelinlere kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin. İhtiyarlıkta aklına insanın, tatlı anıları gelmeli yalnız. Yazıktır, ihtiyarlara kıymayın, efendiler, siz de ihtiyarsınız. Bulutlar adam öldürmesin. (Şubat 1955)