Ana içeriğe atla

Konuş tekil kişi

 Erik ağacını sevince beni de sevdiler. Düz çizgi çekemeyince noktalarla çizdim. Ellerim daha güçlendi yumruk yaptım. Beynimin içinde yolculuğa çıktım, döşedim duvarlarını, tabu yaptım, tabuya taptım. Suyun önüne köprü kestim, yüz rengi birbirine kattım. Yüzüne kattım. Kırk bayırdan hangisine boyandım, hangisi renksiz kaldı sormadım. Alçak sesle bağırdım: "Renklerle güzel değil miyim?" Çok mu geride kaldım? Sevmediğim kelimeleri yüksek sesle bağırdım. "Merhamet" bende yok. "Zalim" tanımıyorum. "zan" Onun da hüsnü yok.
 
Keyfim pek yok yine.
Ulaşmak istediklerimize ulaşamamak, yapmak istediklerimizi yapamamak, deneyip her şeyi bir anda yıkmak. Kafam bunlarla dolu ve ben hepsinin içine hapsolmuş durumdayım.
Keyfimi yerine getiren tek şey kitaplar. Bu aralar gerçekleştirdiğim tek eylem galiba okumak. Ama mutlu olduğum tek zaman kitaplarımla baş başa kaldığım saatler sanırım.
   Sanki kurmak istediğim dünyaya açılan kapılar gibiler."



Her gün ciğerimi en baştan temizliyor söylediklerin
Sığınacak bir vadi arıyorum
Eğer yanımda olmayacaksan da buna sebep 
Bilinmedik yoldan korkumdur
Savaşım kendimle
Seyircim sen ol
Cesur olmak istiyorum
Belki izlediğini bilirsem cesur olabilirim
Tüm dünyayı çıplak ayakla gezebilecek 
Günlerce aç kalabilecek
Ağlamaktan ölebilecek
Bileklerimi kökünden kesebilecek kadar cesur olabilirim
Köklerimi harekete geçiren sesin
Benimle kalsın
O zaman ben de dünyaya hükmedebilirim








Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yağmuru sevmeyen çiçek olmaz.

Yağmuru sevmeyen çiçek olmaz. __________ Duygularımı kontrol edememem henüz büyümediğimin kanıtı olabilir. Ya da kişiliğimin oturmadığının bir kanıtı. Ya da aptal olduğumun. Hayatı mutlu geçirmenin sırrının sıradanlaşmak olduğuna inanıp başardığım sırada, ruhumda hiç bir belirsizliğe yer bırakmadığım sırada, böyle oyunlar beni üzüyor.  İncelikle oluşturduğum hayat felsefemin bir anda, ve bence oldukça aciz bir sebepten dolayı, yok olması da çok zor bir durum benim için. Heyecanlanıyor muyum, ya da merak ediyor muyum? Evet. Ama aslında ben bunları istemiyorum. Duygusuz bir robot olmak şu an için tek hedefim. Kalp ve aklın çatışması bu olsa gerek.   Kullandığım cümleler ben daha üstünde düşünemeden dilimden bir anda kağıtlara dökülüyor. Sanki beynim dilimi kontrol edemiyormuş gibi. Konuşurken de çok sık olan bu durum beni zor durumlarda bırakabiliyor. Bazen delirdiğimi düşünüyorum. Sonra "Şükür bunu düşebiliyorsam delirmedim" deyip savaşıma devam ediyorum. ...

Forget Her

Hep istenilenin olmaması. Hep mutluluğa engel olmam. Bir de unuttuğum sevgi. Yapamazsam beni affedecek misin? Özür dilerim seni çok bekleteceğim. Düşünüyorum da.. Bu aralar hep düşünüyorum. (İstersen senin yerine de düşünebilirim.) Ellerim hep üşüyor bu aralar. Rüyamda kimseyi görmek istemiyorum. Ağlayıp saçlarımı yolmak da.. Ben rüya görmek istemiyorum. Tam kalbimin olduğu yerde bir yanma hissi var doktor bey, ölecek miyim? (Ölmek tek çözüm gelir bazen) Her gece ağlayıp sabah mutlu gözlerle hayata bakabilme yeteneğim.. (Allah belasını verecek) Kelimeleri bir araya getirememem.. (saçmalamanın güzel olması) Acil çıkış var mı beyefendi? Kalbinizde sıkışıp kaldım. Buralar güzel. Ama ben korkarım.  Başım çatlayacak gibi. (Acaba diyorum sigaraya mı başlasam) Sen her baktığında mideme ağrıların girmesi. Yanımdakinden utanmam. İlgisiz görünme çabaları Ve seni anlatışını dinleme mecburiyetim 2 kişinin mutluluğu sana ba...

BULUTLAR ADAM ÖLDÜRMESİN

Analardır adam eden adamı aydınlıklardır önümüzde gider. Sizi de bir ana doğurmadı mı? Analara kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin. Koşuyor altı yaşında bir oğlan, uçurtması geçiyor ağaçlardan, siz de böyle koşmuştunuz bir zaman. Çocuklara kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin. Gelinler aynada saçını tarar, aynanın içinde birini arar. Elbet böyle sizi de aradılar. Gelinlere kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin. İhtiyarlıkta aklına insanın, tatlı anıları gelmeli yalnız. Yazıktır, ihtiyarlara kıymayın, efendiler, siz de ihtiyarsınız. Bulutlar adam öldürmesin. (Şubat 1955)