Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Forget Her

Hep istenilenin olmaması. Hep mutluluğa engel olmam. Bir de unuttuğum sevgi. Yapamazsam beni affedecek misin? Özür dilerim seni çok bekleteceğim. Düşünüyorum da.. Bu aralar hep düşünüyorum. (İstersen senin yerine de düşünebilirim.) Ellerim hep üşüyor bu aralar. Rüyamda kimseyi görmek istemiyorum. Ağlayıp saçlarımı yolmak da.. Ben rüya görmek istemiyorum. Tam kalbimin olduğu yerde bir yanma hissi var doktor bey, ölecek miyim? (Ölmek tek çözüm gelir bazen) Her gece ağlayıp sabah mutlu gözlerle hayata bakabilme yeteneğim.. (Allah belasını verecek) Kelimeleri bir araya getirememem.. (saçmalamanın güzel olması) Acil çıkış var mı beyefendi? Kalbinizde sıkışıp kaldım. Buralar güzel. Ama ben korkarım.  Başım çatlayacak gibi. (Acaba diyorum sigaraya mı başlasam) Sen her baktığında mideme ağrıların girmesi. Yanımdakinden utanmam. İlgisiz görünme çabaları Ve seni anlatışını dinleme mecburiyetim 2 kişinin mutluluğu sana ba...

BULUTLAR ADAM ÖLDÜRMESİN

Analardır adam eden adamı aydınlıklardır önümüzde gider. Sizi de bir ana doğurmadı mı? Analara kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin. Koşuyor altı yaşında bir oğlan, uçurtması geçiyor ağaçlardan, siz de böyle koşmuştunuz bir zaman. Çocuklara kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin. Gelinler aynada saçını tarar, aynanın içinde birini arar. Elbet böyle sizi de aradılar. Gelinlere kıymayın efendiler. Bulutlar adam öldürmesin. İhtiyarlıkta aklına insanın, tatlı anıları gelmeli yalnız. Yazıktır, ihtiyarlara kıymayın, efendiler, siz de ihtiyarsınız. Bulutlar adam öldürmesin. (Şubat 1955)

Geçmiş olsun efendim

Geçmiş olsun efendim rahatsızmışsınız. Kelimeleriniz pek bir solgun, yüzünüzle çok benzer! Kalbiniz veremli Kanınız ise pek bir soğuk ısınamadım size. Bir hasta çorbası yapıyım da içelim beraber ha ne dersiniz? Ben dayanamam sizi öyle görmeye   Kusurlu ellerim belki lezzetli yapamaz çorbayı ama İki güne kaldırır sizi ayağa Bir de ıhlamur demlerim ki şimdi size Hiçbir şeyiniz kalmaz, delikanlılar gibi duramazsınız yerinizde. Mutatabbip değilim ben korkmayın Koca karı derler ilaç yaparım Meraklanmayım almam bir kuruş sizden Fakat bir isteğim var benim de zatıâlinizden Pek büyük bir şey değil elbet O cüzzamlı kalbinizi bırakın bana Kötü bir şey yapmayacağım korkmayın Kuşku duymayın lütfen benden Kalbinizi iyileştirip gideceğim hemen..

Ol(a)mayan sevgilime mektup

Merhaba sevgilim, Herkes gibi başlamak istemiyorum mektubuma. Herkes aynı özlüyor sevdiğini, ben ayrı özlüyorum seni.. Gelmediğin günler hiç yaşanmamış gibi..Gün o kadar hızlı geçiyor ki inan ne yaşadığımı bilmiyorum.Bu yaşımda yaşlanmaya başladım sanırım.2'den 9'a çıkan beyazlarımın başka bir izahı olamaz galiba.. Seni görmek için öyle planlar yapıyorum ki, sanırsın İstanbul'u kuşatacağım..  Gerçekten özlüyorum kalbini. Beni rahatsız eden bir şeyler var bu aralar. İnan ne olduğunu ben de bilmiyorum. Açıklayamıyorum. Mutlu olduğum anlarımda gelip içime oturan bu duygu sayesinde hiçbir şeye mutlu olamıyorum. Öyle acıtıyor ki canımı, fark etmeden kırıyorum insanları.. Beni bu duygu çıkmazından kurtar sevgilim, dayanamıyorum..  Gerçekleri birer tokat gibi yüzüme çarpman da çok acıtıyor.Senin gözlerinde gördüğüm ve bildiğim bir gerçek var aşkım. Artık her şeyi biliyorum.  Sıkma o tatlı canını, bir gün o da seni sever elbet. Ben seviyorum, yetmez mi? diye soramıyorum....

Mırıltı

 Her duyuşunda içini sızlatan bir şarkı mırıldanıyordu. Durmadan aynı şeyleri tekrarlıyor ve şarkıyı daha çok söylemek istiyordu. Belli ki şarkı bir şeyleri anımsatıyordu. Şarkıyı sevmesine rağmen içi sızlıyordu. Hiç durmadan tekrar edebilecek kadar seviyordu. Önünde duran kitaba bir saattir bakıyor ve bu şarkıyı söylüyordu. Bu kez kitap okuyordu onu. Anlatmak isteyeceklerini hiç söze dökmeden yazıyordu kendi sayfalarına..Derdini anlıyordu ama derman olamıyordu. Kitap da hüzünlenmişti. Kızın sesi her dakika daha da kısılıyor ama acısı her saniye daha da artıyordu. Sol elinde tuttuğu kahve fincanı kızın elini ısıtırken soğumuştu. Her hüzünlü anında olduğu gibi yağmur yağmıyordu bu kez. Dışarısı karanlıktı ama ay görünüyordu. Derin bir nefes aldı ve soğumuş kahveden bir yudum içti. Tadını hissetmemişti. Soğuk olduğunun farkında bile değildi. Boğazını temizleyip pencereyi açtı ve mırıldanmaya devam etti. Kitap pür dikkat dinliyordu onu..Her tınıdan duygularını hissediyor ve onları ya...

Arkadaşım Ceviz

 Bir ağaç vardı ben küçükken, kocaman bir ceviz ağacı.. Çok severdim onu üstüne çıkar kendimi kaptan ilan ederdim. Bazen gemim olurdu, bazen evim, bazen arabam.. Ağladığımda oraya çıkardım, havai fişekleri izlemek için, kitap okumak için.. Sonra ben ona ağız göz çizdim. Arkadaşım olsun diye.. Çok seviyordum o ağacı bir de küçüklük işte yaptım bi hata.. Daha sonra gözlerini beğenmedim iki çivi çaktım göz diye..baya da güzel olmuştu. Neyse gel zaman git zaman benim basamak olarak kullandığım dallar bir bir kurumaya başladığı. Önce birini kesti babam ama ben yine de çıkıyordum. Ardından bir dal daha, bir tane daha derken basamak yapacak dal kalmadı bana.. Eskiden çuval çuval ceviz veren ağaçtan on kilo zor çıkmaya başladı.. Ben pişman oldum olmasına ama iş işten geçti.. Şimdi acaba diyorum, sevgisinin azaldığını hissettiğimiz insanların kalplerine birer çivi de biz çakmış olmayalım?

Azın gitti, çoğun kaldı..

Masamın üstünde duran boş kağıtlar gözüme takılıyor. Yine kalkıp ellerim ağrıyana kadar seni yazacağım.. Ayaklarım da üşürken sen uyuyor olacaksın büyük ihtimal. Yüzünü hayal edip mutlu olacağım. Oysa sen rüyanda güzel gülüşüyle içini ısıtan o güzel insanın yanında olacaksın. Senin gözlerinde memnun bir ifade.. Ben burada ağlayacağım, Senin haberin olmayacak.. _______________