Ana içeriğe atla

Gel biraz dertsizleşelim

Oturdu kaldı boğazıma bir şeyler. Buralarda yutkunuyorum. Acımıyorum kendime. Hakettiğimi çok iyi biliyorum. Bardaktan boşanırcasına bela yağıyor ben senin hatrına saklanıyorum. Çok kısa yaşayıp uzun tuttuk birbirimizi.Sen tuttun beni. Kim alınırsa alınsın. Ben çöplerini kaldırdım evet ama sen benimkilerle birlikte başkalarınıkini de. Bu bir egonun çöküş anları. Ben yalnız kalmayı tercih ettim ta yolun başında. Yol uzun. Dedim ya biz mutlu olmak için doğmadık.

Dışarda bağıran adamın da acıları var. Çıkıp izliyoruz hep beraber. Gülüp eğleniyoruz. Umrumuz da mı? Hayır.

Daha bugün güler yüzlü insanlarla dalga geçtim. Oturdum şimdi somurtuyorum.
Arasan bir nebze gülebilirim. Belki sesini duysam Nazım ın dediği unuturum dünyayı. Sadece sen olsaydın belki mutlu olurduk. Ama o sadakat, buraların pisliğini kaldıramaz.

Ben kaldırıyorum ya.

E gel artık kendimi aldatıyorum. Bankanın müşteri hizmetlerini aradım bekliyorum. O bile açmadı telefonu. Seni ise arayamıyorum. Son cinnetimde sildim numaranı.

Yine diyelim mi vardır her şey de bir hayır diye?
Demeyelim nolursun. Ölelim gitsin acıdan. Göğe bakalım.
Gel beraber göğe bakalım.

Kelimeler uçuyor havada ben tuttum bir kaçını aradan. "Allah belanı versin"le "yeter kaldıramıyorum".


Benim aklımda hala adamın bağırış sesleri. Canımı al da kurtulayım allahım diye içten duaları.


Korkma yalnızım. Sen de öylesin. Ya da ben yanlış biliyorum.

Tamam bitti şimdi kapatıyorum bu yazıyı. Söndürdüm ışıkları içimdeki sesleri dinleyeceğim biraz. Senin sevmediklerini.

Umarım umrunda değilimdir.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yağmuru sevmeyen çiçek olmaz.

Yağmuru sevmeyen çiçek olmaz. __________ Duygularımı kontrol edememem henüz büyümediğimin kanıtı olabilir. Ya da kişiliğimin oturmadığının bir kanıtı. Ya da aptal olduğumun. Hayatı mutlu geçirmenin sırrının sıradanlaşmak olduğuna inanıp başardığım sırada, ruhumda hiç bir belirsizliğe yer bırakmadığım sırada, böyle oyunlar beni üzüyor.  İncelikle oluşturduğum hayat felsefemin bir anda, ve bence oldukça aciz bir sebepten dolayı, yok olması da çok zor bir durum benim için. Heyecanlanıyor muyum, ya da merak ediyor muyum? Evet. Ama aslında ben bunları istemiyorum. Duygusuz bir robot olmak şu an için tek hedefim. Kalp ve aklın çatışması bu olsa gerek.   Kullandığım cümleler ben daha üstünde düşünemeden dilimden bir anda kağıtlara dökülüyor. Sanki beynim dilimi kontrol edemiyormuş gibi. Konuşurken de çok sık olan bu durum beni zor durumlarda bırakabiliyor. Bazen delirdiğimi düşünüyorum. Sonra "Şükür bunu düşebiliyorsam delirmedim" deyip savaşıma devam ediyorum. ...

Yağmuru sevmiyorum.

 Kardan adamın Güneşe olan aşkını örnek aldım kendime. Her şeyin bana zarar vereceğini bilerek gözlerimi alamıyorum güneşten. Belki rüzgar olsaydın ben de sürüklenirdim seninle. Oysa sen bir okyanus kadar dinginsin. Ben de seçimimi güneşin ardındaki sessizliğe bırakıyorum son kez. Ve son kez tekrardan inanıyorum yok oluşun bir diğer adının 'aşk' konduğuna..  Gittikçe sana benzediğime inanmaya başlıyorum. Kendim olamıyorum artık. Her ne yapsam hoşuma gitmiyor ama eski halime de dönemiyorum. Bir kapı aralanıyor. Ellerimi uzattığımda yüzüme kapanıyor. Ben bu kadar korkunç muyum? sorusuna verecek doğru bir cevap bulamıyorum .    İnanmıyorum. İnanmak istemiyorum.  Kaldırım taşlarını kıskanıyorum. o kadar ezilmelerine rağmen hala birlikteler. Ayrılmıyorlar. Onlardan biri olmayı isterdim.  Sonra bir de yağmurlar var. Hani şu benim hiç sevmediğim hep nefret ettiğim ama ardında bıraktığı kokuya aşık olduğum yağmurlar. Hala sevmiyorum onları. Sırılsıklam ıslan...

O değilde ben silmiştim o yüzü

 Ayak parmaklarımdan tepeme kadar boğuluyorum. Daha derinden ve daha içten.. Bilinçaltımın olağanüstü derinliği kalbimde sakladığım ve unuttuğum acıları bir bir ortaya çıkarıyor geceleri. Ve ben de "geceden nefret edenler" meclisinin bir üyesiyim artık. ______ Bir okyanus ve sonsuz ufuk.. Güneş ışıkları bedenimi sarıyor ve ben içimde paylaşamadığım o duyguyu yeniden hissediyorum. Aldırmıyorum ve masmavi gökyüzü ile masmavi okyanusun birleştiği o sonsuz ufku izlemeye devam ediyorum.. Duygu biraz daha belirginleşiyor ve göğsümü yakmaya devam ediyor oysa ben ardarda okyanusa dalan kuşlara vermeye çalışıyorum dikkatimi. Martı olabilir diyorum içimden.Tam o sırada bir ses duyuyorum. Aslında duymuyorum, görüyorum. Yaklaştıkça bir ışığa dönüşen bu ses bir şekil almaya başlıyor bu sefer. Sonra farkediyorum ki içimdeki o rahatsız edici duygu yoğun bir şekilde bedenimi ele geçirmeye başlıyor. Kurtulmaya çalışıyorum, bağırmak istiyorum ama sesim havada kalıyor. Sanki boşluktaym...