Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Mırıltı

 Her duyuşunda içini sızlatan bir şarkı mırıldanıyordu. Durmadan aynı şeyleri tekrarlıyor ve şarkıyı daha çok söylemek istiyordu. Belli ki şarkı bir şeyleri anımsatıyordu. Şarkıyı sevmesine rağmen içi sızlıyordu. Hiç durmadan tekrar edebilecek kadar seviyordu. Önünde duran kitaba bir saattir bakıyor ve bu şarkıyı söylüyordu. Bu kez kitap okuyordu onu. Anlatmak isteyeceklerini hiç söze dökmeden yazıyordu kendi sayfalarına..Derdini anlıyordu ama derman olamıyordu. Kitap da hüzünlenmişti. Kızın sesi her dakika daha da kısılıyor ama acısı her saniye daha da artıyordu. Sol elinde tuttuğu kahve fincanı kızın elini ısıtırken soğumuştu. Her hüzünlü anında olduğu gibi yağmur yağmıyordu bu kez. Dışarısı karanlıktı ama ay görünüyordu. Derin bir nefes aldı ve soğumuş kahveden bir yudum içti. Tadını hissetmemişti. Soğuk olduğunun farkında bile değildi. Boğazını temizleyip pencereyi açtı ve mırıldanmaya devam etti. Kitap pür dikkat dinliyordu onu..Her tınıdan duygularını hissediyor ve onları ya...

Arkadaşım Ceviz

 Bir ağaç vardı ben küçükken, kocaman bir ceviz ağacı.. Çok severdim onu üstüne çıkar kendimi kaptan ilan ederdim. Bazen gemim olurdu, bazen evim, bazen arabam.. Ağladığımda oraya çıkardım, havai fişekleri izlemek için, kitap okumak için.. Sonra ben ona ağız göz çizdim. Arkadaşım olsun diye.. Çok seviyordum o ağacı bir de küçüklük işte yaptım bi hata.. Daha sonra gözlerini beğenmedim iki çivi çaktım göz diye..baya da güzel olmuştu. Neyse gel zaman git zaman benim basamak olarak kullandığım dallar bir bir kurumaya başladığı. Önce birini kesti babam ama ben yine de çıkıyordum. Ardından bir dal daha, bir tane daha derken basamak yapacak dal kalmadı bana.. Eskiden çuval çuval ceviz veren ağaçtan on kilo zor çıkmaya başladı.. Ben pişman oldum olmasına ama iş işten geçti.. Şimdi acaba diyorum, sevgisinin azaldığını hissettiğimiz insanların kalplerine birer çivi de biz çakmış olmayalım?

Azın gitti, çoğun kaldı..

Masamın üstünde duran boş kağıtlar gözüme takılıyor. Yine kalkıp ellerim ağrıyana kadar seni yazacağım.. Ayaklarım da üşürken sen uyuyor olacaksın büyük ihtimal. Yüzünü hayal edip mutlu olacağım. Oysa sen rüyanda güzel gülüşüyle içini ısıtan o güzel insanın yanında olacaksın. Senin gözlerinde memnun bir ifade.. Ben burada ağlayacağım, Senin haberin olmayacak.. _______________